Bugun...
Bizi izleyin:


    SEDAT ÇAĞLAR


    Facebookta Paylaş









    NİĞDE’Yİ BİR DE BU GÖZLE GÖRÜN
    Tarih: 25-04-2022 07:59:00 Güncelleme: 25-04-2022 07:59:00


    Niğde, Anadolu’nun ortasında tarihin bir mistik kenti. Zamana meydan okurcasına birçok medeniyetleri bağrına almış bir kültür şaheseri. Dört mevsim bir başka güzeldir Niğde.

    Ekim ayında, bir sonbahar sabahında, güneşin doğuşu ile ışıyan elmanın üzerindeki kırağının güzelliğini Niğde’de görebilirsiniz. Sonbahar biterken bozkırın ortasında sökümler hasatlar başlarken buram buram toprağın kokusunu Niğde’de alabilirsiniz.

    Niğde’nin insanının yüzünde güneş yanığı vardır, ellerinde ayazın verdiği çatlaklar. Ellerinde çatlak olsa da yüreğinde çatlak yoktur Niğde insanının. Kış ekmeğini hazırlayan kadınların açtığı yufka gibi kalpleri yumuşaktır memleketimin insanının.

    Dışarıdan çok göç almaz, çünkü göç alacak maddi zenginlikleri yoktur ama manevi zenginliğine değer biçilmez benim kanımca. Aza kanaat eder, çok kazanma hırsıda yoktur. Ahretlik dostlukların kurulduğu yerdir benim memleketim.

    Mesele vatan, millet, namus oldu mu, gözünü karartır benim insanım. Çanakkale savaşında Seyit onbaşının yanındaki Ali Çavuş bunun bir örneğidir. 15 Temmuz hain darbe girişiminin kahramanı Ömer Halisdemir’in yanında Kemal Tosun’u, Varol Tosun’u, Ramazan Konuş’u ve Yalçın Algıran’ı anımsayalım. Hepsi bir onur kaynağıdır. Yeni nesillere anlatacağımız kahramanlık hikâyelerinin başrol oyuncularıdır onlar. Bu kahramanlar Niğde’nin Övünç madalyalarıdır.

    İki heybetli dağ Niğde’ye gölge olur, bir tarafında Hasan Dağı bir tarafında Demirkazık. Sanki bir muhafız gibi sahip çıkarlar Niğde’ye. Hasan dağı kuzeyin sert rüzgârlarına set olurken, Demirkazık güneyin sıcaklığını ılımlı bir esintiye çevirir.

    Faruk Nafiz Çamlıbel’in yaklaşık yüz yıl önce yazdığı mısralar gelir aklıma “ Gidiyorum gurbeti gönlümde duya duya, Ulukışla Yolundan Orta Anadolu’ya”. Bu mısralar nice gurbete çıkan insanların derdine ses olur. Nice göçerler konaklamış Niğde’de ne hatıralar bırakmış kim bilir. Bu şehir nice efsaneleri nice hikâyeleri bir sır gibi bünyesinde saklarda hiç birimiz fark etmeyiz.

    Kapadokya’nın bir kapısının Niğde olduğunu simgeler Gümüşler Manastırı. Bütün medeniyetlere ve çağlara meydan okurcasına bizlere Hz. Meryem ve 12 havarileri sergiler. Belki bin yıl öncesinin yaşamını bir film gibi izletir bizlere mağrur ve dirayetli duruşuyla.

    Kemerhisar’da su kemerleri karşılar bizi, romanın ihtişamlı hikâyelerini sergiler, su kemerleriyle başlayan yolculuk Bahçeli’de roma havuzuyla son bulur. Toprağın altında unutulmuş bir medeniyet çıkar bazen tarihi baştan yazdırır.

    Alâeddin Camiinin kapısına işlenen kız figürü güneşin doğusu ile çıkar ortaya. O aşk hikâyesini bir güneş bilir birde o işlemeli taş. Taşı işleyen usta aşkını emanet etmiştir güneşe ve taşa. Her sabah güneş doğarken canlanır figürler tekrar. Paşa kapı caddesinden paşa camiine uzanan yolun huzurunu başını secdeye koyduğun an tadarsın. Paşa kapı nice esnaflara nice alış verişlere şahit olmuştur. Paşa kapının dili olsa da birde ondan dinlesek yüzyılların hikâyesini.

    Tarihin ilk kadın valisi Hüdavent Hatun’u anlatan türbe çıkar karşımıza. 800 yıl önce Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubad’ın kızı Hüdavent Hatun anlatır bize Türk kültürünün ve İslam dininin kadınlara verdiği önemi.

    Şairin dediği gibi “Sevgiliyi sen bir de benim gözümle gör.” İşte öyle sizde Niğde’yi birde benim gözümle görün…



    Bu yazı 734 defa okunmuştur.

    FACEBOOK YORUM
    Yorum

    YAZARIN DİĞER YAZILARI

    ÇOK OKUNAN HABERLER
    • BUGÜN
    • BU HAFTA
    • BU AY
    SON YORUMLANANLAR
    FOTO GALERİ
    • ATATÜRK RESİMLERİ
      ATATÜRK RESİMLERİ
    FOTO GALERİ
    VİDEO GALERİ
    • GÖÇMENLER TAKSİLERLE TAŞINIYOR
      GÖÇMENLER TAKSİLERLE TAŞINIYOR
    VİDEO GALERİ
    YUKARI