SEDAT ÇAĞLAR

Tarih: 16.09.2021 09:02

ÖZGÜRLÜK NEREDE BAŞLAR NEREDE BİTER

Facebook Twitter Linked-in

Özgürlük genel manada insan için, yaşamında kısıtlamayla ve engellemeyle karşılaşmadan kendi iradesi ile hareket edebilmesidir diye açıklayabiliriz.

Elbette özgürlük yukarıda tanımladığımız kadar basit ve dar çerçeveli değildir. Birey özgürlüğü ve toplum özgürlüğü iç içe geçmiş ve çoğu yerde de birbirlerine karşı olan unsurlar olarak göz önüne geliyor. Günümüz çağında Uluslararası hukuk kurallarına göre ve anayasamız başta olmak üzere hukuk mevzuatına göre bireysel ve toplumsal özgürlükler yasalarla garanti altına alınmıştır.

Özgürlüğün bittiği yer şurada başlar; yaptığımız bir eylem ya da bir uygulamada eğer başka bir birey ya da topluluğun özgürlüğünü kısıtlıyorsak işte orada bizim özgürlüğümüz biter. Özgürlük karşılıklı hoşgörü ve anlayış kuralları içerisinde gerçekleşebilir. Yoksa sınırsız özgürlük imkânsızdır. Ben istediğim her şeyi yapabilirim gibi bir anlayış yoktur. Bizim istediğimiz bir şey karşımızdakinin özgürlüğünü kısıtlayan bir şey olabilir. Bu yüzden bireysel ilişkilerimizde her daim duygudaşlık ile yaklaşmak bizleri doğru yola itecektir.

Özgürlük sonu gelmeyen ucu bucağı olmayan sınırsız hareket kabiliyeti değildir. Özgürlük ve sorumluluklar arasında bir denklem kurmamız gerekiyor. Sorumlu bir birey olma ve karşımızdaki diğer bireylere ve topluma karşı sorumluluklarımızın olduğunu bilme bize örnek bir birey olmanın önünü açacaktır. Veciz bir atasözümüz olan “ Çuvaldızı kendine iğneyi başkasına batır.” Tam da bu durum için söylenmiştir. Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma. İşte bu cümle her şeyi özetleyen ve özgürlüğün sınırları olan ve mutlak bir özgürlüğün hiç bir zaman olmadığını ve hiçbir zaman olmayacağını göstermektedir.

Sınırsız ve kuralsız bir özgürlük her şeyden önce doğaya aykırı bir şeydir. Yaratılışımız gereği bu dünya düzeninde ortak yaşamak zorundayız ve ortak yaşamak içinde bazı kurallara ve kaidelere uymak zorundayız. İnsan yaratılışı gereği sosyal bir varlıktır. Yaratılışı gereği yanlış yaşamaya elverişli değildir. Ve toplu yaşamak için de birçok şeyi paylaşmak ve birçok leyden feragat etmek zorundayız. Ortak ve topluluk içinde yaşamanın kurallarına uyarak sorumluluk bilinci içerisinde etrafımızdaki diğer insanlara ve hatta hayvanlar dâhil olmak üzere diğer canlıların haklarına da saygı duyarak yaşamak zorundayız.

Eğer ki sınırları olmayan bir özgürlükten bahsetseydik bu gün herkes dilediği gibi hırsızlık yapabilir, dilediği gibi başkalarının mal ve mülklerini gasp edebilir kısacası ahlak dışı birçok şeyi dilediği gibi yapabilirdi. Özgürlüğün sınırlarını belirleyen en önemli etkenlerden biride ahlak olgusudur. Ahlak insanlara saygınlık ve itibar kazandırırken bir yandan da özgürlüğü kısıtlayan bir olgu olarak karşımıza çıkar. Kuralsız özgürlükle ahlak, saygınlık ve itibar arasında da ters orantı vardır. Kurallarla özgürlüğü kısıtlanan bir birey toplumda ahlaklı saygınlık duyulan ve itibar gösterilen bir birey olacaktır.

Kısacası kuralsız özgürlük, bizleri insanlık ve insan olmaktan çıkartırken Özgürlüğe kural ve sınır koyarak yeni bir anlam kazandırmak insanoğluna ruh verecek ve insan yapacaktır. Çünkü ruhu olmayan bir bedenin hayvandan farkı olmayacaktır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —